5 Haziran 2018 Salı
Bugün sahiplendiğim yavru kedi '' Prenses ''
Merhabalarrrrrr.Arkadaşlar bugün kedi sahiplendim.Daha 2 aylık :) .Çok küçük.Dişi.İsmini Prenses koydum.İlerleyen zamanlarda daha fazla fotoğraf ve video atacağım.O kadar tatlı ki. Bir tane abladan sahiplendim.Anne ve 3 kardeşlerdi.Annesi sarı beyaz ve yeşil gözlü.Diğer 2 kardeşi ise mavi gözlü turuncular erkekler.Ben dişi almak istedim, çünkü kısırlaştırmayacağım ve ileride-yaklaşık 2 yaşına geldiğinde- bunun da yavrulatıp yavrularından 1 tanesini alacağım.Geri kalanları sahiplendireceğim.Bu 2 yaşına gelene kadar zaten 5k lık instagram hesabımın kitlesi daha da artmış olur, ve daha rahat sahiplendirebilirim.Sonuç olarak buradan petshoplara balyalarca para bayılıp cins mins kediler alanlara sesleniyorum.Alın size kedi.Sokak kedisi.Tekir cinsi.Ücretsiz.Önemli olan petshopdan hayvan almak değil, önemli olan sokaktaki muhtaç canlara yardımcı olabilmektir.Sokaklarda bir ton sakat,aç,zavallı canlar varken, gidip petshoptan alıyorsanız hayvan severliğinizden şüphe ederim.Sağlıcakla kalın.
#satınalmasahiplen
4 Haziran 2018 Pazartesi
Yavru kedi nasıl beslenir ?
Merhaba arkadaşlar.Bugün sizlere '' Yavru kedi nasıl beslenir ? '' sorusu hakkında bilgi vereceğim.Bu soru bana da çok sık soruluyor, bu yüzden burada açıklık getirmek istiyorum.
Bir yavru kediyi beslemeye başlamadan önce, ilk olarak onun rahatlığını sağlamalısınız ve sağlık açısından desteklemelisiniz.Yavru kedilerin ilk 3 hafta boyunca vücut sıcaklığı düşüktür, çünkü yavru oldukları için ısınma mekanizmaları tam olarak çalışmamaktadır.
Önce bu problemi giderdikten sonra, onları beslemeye başlayabilirsiniz.Yavru kediler için özel mama veya süt tozları var, ama benim tavsiyem bir biberon almanız, ve onlara süt vermenizdir.Sütü biberonla içirirken, şişeyi sıkmayın, ve basınçlı bir şekilde içirmeyin, yoksa gaz problemleri oluşabilir, ve böylece maalesef yavrunun boğulmasına ya da akciğerlerinin tıkanmasına sebep olabilirsiniz.İşte Yavru kedi nasıl beslenir sorusunun basit bir şekilde cevabı bu kadar :) .
3 Haziran 2018 Pazar
At eti yenmemeli çünkü;
At eti yenmemeli çünkü; açık alanda her türlü mikroorganizma bulaşması riski taşıyan ortamda bilinçsizce kesilen bu hayvanlardan elde edilen etin; aynı zamanda eşya, çöp, canlı hayvan taşınan araçlarla ve tamamen kontrolsüz hatta kolluk kuvvetlerinden kaçırma amacıyla özensiz bir şekilde tüketim yerlerine taşınıyor.
Kesilen tek tırnaklı hayvanlar hastalıklı olabiliyor ve bu hastalıkların insanlara birçok yolla bulaşma tehlikesi bulunuyor.
Uygulanan hatalı tarım ve hayvancılık politikaları sonucunda et fiyatları aşırı derecede artıyor ve bu artışa yönelik toplumsal tepkiyi bastırmaktan öte anlam ifade etmeyen ithal et uygulaması sonucunda canlı hayvan varlığı her geçen gün azalıyor, hatta belki de maalesef hiç et yenmeyecek bir gelecek risk yaşanmakta ve yaşanacaktır da.
Sonuç olarak, bu ülkede insanlar ithal et veya at eti yemek zorunda değiller. Kendi etini üretebilecek ve ihracat yapabilecek büyük bir potansiyel var. Ancak, uygulanan yanlış hayvancılık politikaları yüzünden; bir zamanlar Ortadoğu'nun et bankası olan Türkiye, vatandaşına, vatanı koruyan askerine at eti veya ithal et yedirmekte. Bundan kurtulmanın yolu, üretimi hızlandırmak ve gıdada etkin bir şekilde denetimler yapmaktır.
2 Haziran 2018 Cumartesi
Endonezyadaki Orangutanlar
Fotoğraftaki, Endonezya’da fahişe olarak kullanılan ve her gün tecavuz edilen dişi orangutanlardan biri...
Evet, yanlış duymadınız. Endonezya’da orangutanlar insanların seks düşkünlükleri için tecavüz edilmek üzere satılıyorlar!
İnsanın sadece kendi rahatı için katlettiği yaşam alanları yetmezmiş gibi, türümüz daha da ileri gitmekten çekinmeyerek cinsel dürtülerini bastıramayıp (ve görüldüğü kadarıyla kendi türünden dişileri etkilemeyi başarabilecek düzeyde de olamayıp), farklı türlere vahşice tecavüz etmekte ve hatta bu süreçten para bile kazanmakta, "Hayvan Fahişeliği" gibi bir terime can vermektedir. Bu, türümüz için akıl almaz derecede aşağılayıcı olduğu gibi, aynı zamanda insan zekasının hiç de abartılacak bir yanı olmadığını net bir şekilde gözler önüne seren, acınası bir acizliktir.
Bu konuda birçok hayvansever kuruluşun girişimleri olmuştur, ancak henüz tam bir başarıya ulaşılabilmiş değildir. Endonezya ve Malezya’ya özgü türler olan orangutanlar, günümüzde halen tecavüze uğramakta ve parayla satılmaktadırlar ... Hayvan dilinde en ağır hakarettir "İnsan" ...
Evet, yanlış duymadınız. Endonezya’da orangutanlar insanların seks düşkünlükleri için tecavüz edilmek üzere satılıyorlar!
İnsanın sadece kendi rahatı için katlettiği yaşam alanları yetmezmiş gibi, türümüz daha da ileri gitmekten çekinmeyerek cinsel dürtülerini bastıramayıp (ve görüldüğü kadarıyla kendi türünden dişileri etkilemeyi başarabilecek düzeyde de olamayıp), farklı türlere vahşice tecavüz etmekte ve hatta bu süreçten para bile kazanmakta, "Hayvan Fahişeliği" gibi bir terime can vermektedir. Bu, türümüz için akıl almaz derecede aşağılayıcı olduğu gibi, aynı zamanda insan zekasının hiç de abartılacak bir yanı olmadığını net bir şekilde gözler önüne seren, acınası bir acizliktir.
Bu konuda birçok hayvansever kuruluşun girişimleri olmuştur, ancak henüz tam bir başarıya ulaşılabilmiş değildir. Endonezya ve Malezya’ya özgü türler olan orangutanlar, günümüzde halen tecavüze uğramakta ve parayla satılmaktadırlar ... Hayvan dilinde en ağır hakarettir "İnsan" ...
Faytonlara Hayır !
Merhaba arkadaşlar.Sınavlardan dolayı yaklaşık 1 aydır yoktum.Artık geldim ve tam geldim.Sizlere bugün faytonculuğa olan tepkimi yazmak istedim .Yavrusunun gözü önünde can çekişerek ölen atın videosunu izlediniz mi? Video, Adalara gelen yabancı turistler tarafından çekilmiş. Üstüne sineklerin üşüştüğü devasa at yerde çırpınıyor, yavrusu ne yapacağını bilemez hâlde annesine bakıyor. Küçük bir çocuk yavruyu teselli etmeye çalışıyor, okşuyor. Birazdan bir kepçe geliyor, can veren anneyi karga tulumba, sanki bir inşaat artığıymış gibi alıyor gürültülü motor sesleri arasında. Bağladıkları yavru tüm gücüyle annesinin cesedine doğru atılıyor, belli ki annesinin cansız bedeninden bile ayrılmak istemiyor ya da tek istediği son bir veda...
Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM)’in raporuna göre, Adalar genelinde 272 fayton bulunuyor ve 1.540 at bu faytonlarda çalıştırılıyor. Resmî verilere göre, yılda 400 at fayton kazalarında veya bakımsızlıktan ölüyor. Gerçek rakamın resmî verilerin çok daha üstünde olduğunu tahmin edersiniz.Adaların zemini Avrupa’daki faytonların çalıştırıldığı düz zemin gibi değil. Hayvanlar yazın cehennem sıcağında dik yokuşları üzerlerinde en az 4 kişiyle –ki kârı arttırmak için bu sayı 5-6’ya da çıkarılabiliyor- tırmanmaya zorlanıyorlar. Zaman zaman sıcaktan parçalanan asfalta takılıyor ayakları, bacakları kırılıyor. Adada hayvanların tedavisinin yapıldığı bir rehabilitasyon merkezi yok tabii ki. Hayvanı, üzerinden maksimum kâr sağlanması gereken bir meta olarak gören faytoncunun onu tedavi ettirecek hâli de yok! Yaralananlar ölüme terk ediliyor.
Yemek ve su verildiği zaman koşamayan atlar gün boyu o sıcakta aç susuz dik yokuşları tırmanıyor. Ağzı var, dili yok, nasıl su istesin? Ola ki artık dayanamayacak hâle gelip yere düşerse bu sefer kırbaçlanarak zorla ayağa kaldırılıyor. Bu sömürüye can mı dayanır? Normal bir atın ömrü 25-30 yıl iken fayton atları sadece 2 yıl yaşayabiliyor. Yaşarken bu kadar işkenceye maruz kalan hayvanın ölüsüne saygı gösterilir mi? Ölenler Adalarda denizin dibini boyluyor. İnanmazsanız 20 metrelik bir dalış yapın, denizin altı at iskeletleriyle dolu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




